Özel Arama

DOĞRULUK VE PEKİŞTİRME


     
                                          DOĞRULUK  VE PEKİŞTİRME

          Doğru ve pekiştirilmiş kavramları arasındaki ayrım önemlidir.her zamanki anlamında ‘doğru’ zamandan bağımsız bir terimdir.Oysa ‘pekiştirilmiş’ zamana bağlıdır.Biz ‘bu veya şu önerme gözlemler tarafından pekiştirilmiştir’ dedikten sonra pekiştirilme zamanını da belirtmek zorundayız.Pekiştirilme derecesi kavramı anlambilimsel (semantik) bir kavramdır.
       Doğruluk kavramı sınırlamalar olmaksızın kullanıldığında çelişmelere yol açmaktadır.Bu sebebten dolayı ‘doğru’ terimi tümüyle başka bir kavram olan ‘pekiştirilmiş’ anlamında kullanılmıştır.Fakat bu kullanım ‘doğru’sözcüğünün günlük dildeki anlamını daraltmıştır.
 Şimdi aşağıdaki dört tümceyi inceliyelim.
1)’Bu kaptaki madde alkoldür.’
2)(‘Bu kaptaki madde alkoldür.’tümcesi doğrudur.)
3)’X( şu anda )bu kaptaki maddenin alkol olduğunu biliyor.
4)’X ‘Bu kaptaki madde alkoldür’tümcesinin doğru olduğunu biliyor.’
     ‘Bilmek’teriminin (3) ve (4) te geçtiği ve genel olarak fiziksel nesnelerle ilgili bireşimsel (sentetik)önermelere uygulandığı şekliyle şu iki şekilde anlaşılmaktadır:
a)Tam bilgi anlamında
b)Tam olmayan bilgi anlamında
     (1) ve (2) tümceleri mantıkça eşdeğerlidir ve birbirlerini gerektirirler.Aralarında biçim ayrılığı vardır.(1) dilin nesnel kısmına,(2) dilin üst kısmına ,üstelik anlambilimsel (semantik) üst dile girer.Bu ayırım eşdeğer olmalarına engel değildir.(2) ile (3) ün içerik bakımından ayrı oldukları çoğu zaman gözden kaçar.(3) ve (4) eşdeğerlidirler.Bundan (2) ile (4) ün  ayrı içerikte oldukları çıkar.Buna göre,belli bir deyiş olanağının onanamayacağı ortadadır.’Herhangi bir önermenin onanmasının tersine çevrilebileceğini’,başka bir deyişle,doğruluğu (a) anlamında değil (b) anlamında yorumlamamız gerektiğini aklımızdan çıkarmazsak,o zaman onanan bir önermeye doğru bir önerme diyebiliriz.’Ancak;böyle bir kullanım (2) ile (3) arasındaki temel ayırımı bulandırabileceği için çok yanıltıcı olabilir.
    Deneysel bilimin önermeleri hiçbir zaman kesin olarak onanıp yadsınamayan türden önermelerdir.Onlar ancak belli bir derecede pekiştirilebilir veya sarsılabilirler.Deneysel önermeleri iki kümeye ayırabiliriz:
1)Doğrudan doğruya denetlenebilen önermeler
2)Dolaylı olarak denetlenebilen önermeler
    Doğrudan doğruya denetlenebilen önermelerin pekiştirilmesinde şu iki işlemi birbirinden ayırmalıyız:
1)Bir önermenin gözlemle karşılaştırılması
2)Bir önermenin daha önce onanmış önermelerle karşılaştırılması
    Bu pekiştirme yöntemlerinden 1.yöntem daha önemlidir.çünkü;onsuz pekiştirme diye birşey olmazdı.İkincisi ise yardımcı bir işlem.Görevi daha çok  daha çok olumsuz veya ayarlayıcı olup bilimdeki önermeler dizgesi içindeki  aykırı öğeleri bulup ayıklamak.
 Önermelerin olgularla veya gerçekle karşılaştırılması gerektiği savıyla ilgili bu kaygılar bu savın içeriğinden çok,biçimine yöneltilmiştir.Buradaki önemli nokta karşılaştımak ve kıyaslamak arasında ki ayırımı yapmaktır.önermeler arasında karşılaştırma yapmamız gereklidir.
      Bu düşüncelerin sonucunu şöyle özetleyebiliriz:
a)Doğruluğun tanımı sorusu,pekiştirmenin ölçütü sorusundan açıkça ayırd edilmelidir.
b)Pekiştirme ile ilgili olarak iki ayrı işlemin yapılması gereklidir.Bir gözlemin dile getirilmesi ve önermelerin birbirleriyle karşılaştırılması için özellikle ilk işlemi gözden kaçırmamak gereklidir.


                                              ANLAM VE DOĞRULAMA

   Anlam ve doğrulama  başlıklı makalede; “ Bir önermenin anlamı , onun doğrulama yöntemidir.” Savını temelleştirmeye ve “ Felsefe , mantıksal söz dizimidir.” Görüşünü kanıtlamaya çalışmaktadır.
  
   Günlük yaşamda ve bilimde bir önermenin anlamına ilişkin bir soruyu o önermeyi ya daha açık bir şekilde ya da biraz değişik sözcüklerle yineleyerek yanıtlamak, hem mantıksal olarak geçerli hemde gerçekten doğal olan yoldur.

   Bir önermenin anlamını sormamızın anlamlı sayılabilmesi için tek olarak onu anlamamış olmamızdır. Bu türden anlamadığımız türden sözcük dizileri bizim için yalnızca “anlamsız” göstergeler karmaşası , birbirini izleyen sesler , ya da kağıt üzerine karalanmış izlerdir. Buna bir “önerme” değil ; ancak belki bir  “tümce” diyebiliriz. Bir tümcenin anlamını sormakta “tümce hangi önermenin yerine geçiyor? “ demeye gelir. Bu soruya şu anda çok iyi bildiğimiz bir dildeki bir önermeye ya da tümceyi bir önermeye dönüştürecek mantıksal kuralları göstererek anlam kazandırırız.

   Bir sözcüğün ya da sözcükler bileşiminin anlamı onların kullanımını düzenleyen bir kurallar dizisince belirlenir. Bu kurallar dizisine WİTTGENSTEİN’ i izleyerek sözcüğün en geniş anlamıyla , sözcüklere veya sözcük bileşimlerine ilişkin dil bilgisi kuralları diyebiliriz. Bir önermenin anlamı ,onun doğrulanma yöntemidir. Dilbilgisi kuralları , kısmen tanımlardan; kısmen de  “örnekle” tanım denilen tanımlardan oluşmaktadır.

   Herhangi bir anlamı sonunda  “örnekle” yapılan tanımlara başvurmadan kavrama olanağı yoktur. Bu da apaçık anlamında “deney” e ya da “doğrulama” olanağına başvurmak demektir.

   Profesör C.I. Lewis “ Viyana çevresinin mantıksal olguculuğu” diye adlandırılan görüşün bütün felsefenin temelini oluşturduğunu ; fakat bu temeli yetersiz bulduğunu belirtmiştir. Çünkü; Ona göre bu temel benimsenirse  “anlamlı felsefi tartışmalara “  belirli sınırlamalar getirecektir.

   Profesör Lewis , Deneysel anlam gerekiminin isteklerini şöyle betimliyor: Ortaya atılan herhangi bir kavram ya da öne sürülen herhangi bir önermenin kesin bir anlama sahip olması gerekir. Bu anlam , yalnız sözel ve mantıksal olarak kavranabilir olmakla kalmamalı , aynı zamanda daha uzak anlamı kavramın uygulanabilirliğini belirleyecek ya da önermenin doğrulanmasını belirleyecek olan deneysel kısımlarıda kesinlikle dile getirecek şekilde olmalıdır.”

   Bir önermenin nasıl doğrulanacağını bilmek onun sözel ve mantıksal  anlamının ötesinde bir şey olmayıp, tersine bu anlamla özdeş olan bir şeydir. Dolayısıyla bir önermenin doğrulanabilir olmasını istediğimizde yeni bir gerekim eklemiyor, yalnızca anlam ve kavranabilirlik için gerçekten her zaman zorunlu diye kabul edilmiş olan koşulları dile getiriyoruz.


                                  DOĞRULAMA VE DOĞRULANABİLİRLİK

Bir önerme ancak doğrulanabilirse anlamlıdır.ve “ eğer önerme doğrulanırsa “ arasındaki basit nokta : ona karşı çıkışlardan birini yok eder.
Buradaki ayırımda  “burada ve şimdi durumu “ 1.sinde ortadan kalkar. Doğrulanabilirlik yerine doğrulamayı anlamın ölçütü sayarsak yanılgılara yol açarız.

   “Doğrulanabilirlik “  burada şimdi doğrulanmaktadır.” Anlamına gelmediği gibi  “burada şimdi doğrulanmıştır.” Anlamına da gelmez.

   Gelecek bir olgu hakkındaki bir önermeyi nasıl doğrulayabiliriz? Sorusuna  Viyanalı olgucular; Örneğin; “O olgunun olmasını bekleyerek” yanıtını vermiştir. “Bekleme, tümüyle yasaya uygun bir doğrulama yöntemidir.”

   Bu nedenle , Tutarlı deneyci de dahil herkes , “doğrudan doğruya verilenden başka bir şeyi anlamlandıramayız” demenin saçma olduğu konusunda anlaşacaktır.

   -Yazıda ilk önce verilen tümceyi anlayarak önerme haline gelmesini ; daha sonra önermenin doğrulama – doğrulanabilirlik arasındaki ayırımı kavrayarak değerlendirmesinin açıklamalarını anlatmıştır.











Özel Arama

Blog Listem

goo izleme

ödev

İzleyiciler